• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Heybeliada

Heybeliada...                                                                    

Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da mı yaşıyorsunuz...? Yaz geldi ama tatil çok mu uzak, ya da biraz deniz, biraz yeşil mi görmek istiyorsunuz...? Özlediniz mi o eski şarkıları, ağaca hamak kurup gölgesinde uyumayı...? O zaman gelin Heybeli'de mehtaba çıkalım diyerek, uzun ve yorucu bir kıştan sonra gelen yazın kıymetini bilerek haber salıyoruz dostlara, bugün Pazar, ver elini Heybeliada...

Akşamdan sarılmış dolmalar, acılı kısır, börek, peynir, domates ve salatalıkların doldurduğu sırt çantalarımız arkamızda biz önde Kabataş'tan atlıyoruz vapura. İstanbul Deniz Otobüsleri, Mavi Marmara, Prens Tur, Dentur ve Turyol da seferler düzenliyor ama biz en ucuz ve en eski yolla gitmeyi tercih ediyoruz. Sabah saatleri vapurlar çok yoğun olduğundan, hem biraz daha uyumak, hem de rahat gitmek açısından 10.30 vapuruna bindikten sonra iskeleden aldığımız sıcak, hafif yanık, çıtır çıtır simitler ve ayran eşliğinde kahvaltımızı yapıyoruz. Benim gibi simidin tamamını bitiremeyenler için vapurun kenarında uçan martılar simidinizi seve seve paylaşırlar ve tam fotoğraflıklar...

1 saat 30 dakika sürüyor yolculuk ve iniyoruz Prens Adaları'nın en yeşil adası Heybeliada'ya. Merak edenler için yazıyorum, Heybeli, yapısı itibariyle heybeye benzediğinden almış bu ismi. Eski adı "Halki" ise, Yunanca "bakır" anlamına gelmekte.

İner inmez bir sigara yakıyor ve Yesari Asım ARSOY'un sultanıyegâh makamında bestelediği sözlerini mırıldanıyorum bir musikî aşığı olarak. Kimler geldi, kimler geçti, ne aşklar yaşandı, ne şarkılar söylendi kimbilir Heybeli'de, işte benim onlardan biri de... :)

Solumuzda Deniz Lisesi'ni, yani eski adıyla Bahriye Mektebi'ni bırakarak yürümeye başlıyoruz. Faytonlara doğru yürürken bir huzur kaplıyor içimi, biraz da heyecan... En sevdiğim yazarlardan biri olan Orhan Pamuk Heybeli'nin  müdavimlerinden çünkü. Eğer biraz şanslıysanız, onu sahildeki çay bahçelerinden birinde çayını yudumlayıp kitap notlarını alırken görebilirsiniz. Ben o gün şanslı değildim ama bir gün mutlaka...

Kahvelerimizi içip, sahildeki banklarda biraz dinlendikten sonra bisiklek kiralamak için tekrar yürümeye başlıyoruz. Heybeli'nin esnafı çok sıcak ve inanılmaz yardımsever. Mısır satan tonton amcadan bisiklet kiralamak için aldığımız bilgilerden sonra günlüğü 10 TL gibi çok uygun bir fiyata bisikletlerimizi de kiralıyoruz. Eğer bisiklet sevmiyorsanız adanın vazgeçilmezi olan fayton da kiralayabilirsiniz. Büyük ve küçük tur olarak iki seçeneğiniz var. Büyük tur, adanın tamamını kapsıyor ve yaklaşık 1 saat sürüyor. Fiyatı 50 TL. Küçük tur ise yarım saate yakın sürüyor, fiyatı 30 TL. 4 kişiden oluşan bir grubunuz varsa ve  biraz da pazarlık gücünüz, küçük tur fiyatına büyük tura bile çıkabilirsiniz. Biz o gün bisiklet kullanmak istediğimizden fayton kiralamadık ama sizin için öğrendik fiyatlarını.

Heybeli, hem doğası hem de tarihi itibariyle çok zengin bir ada olduğundan görülmesi gereken yerleri de çok fazla. Bana göre en önemli ve etkileyici olanlar;

Sanatoryum: Deniz Lisesi'nden yukarıyaçıkan yokuşta ilerlerseniz, limana bakan tepede bulunan Sanatoryum'a gelirsiniz. Sanatoryum, Heybeli'nin simgelerinden biri, ve Türkiye'nin ilk verem hastanesi. 1924 yılında Atatürk tarafından açılmış Sanatoryum ve İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz gibi isimleri de misafir etmiş. 1980 dönemi sonrası devlet desteği kesildiğinden ayakta kalması zorlaşarak 2005 yılında kapatılmış.

Çam Limanı: Denize girmek isteyenler için harika bir yer. Fakat haftasonları çok kalabalık olduğunu söylememde fayda var. Güneşin batışını Çamlimanı'nda izlemek ise çok başka bir duygu.

Terk-i Dünya: 1859 yılında dünya hayatını terketmeyi seçen bir keşişin yaptığı bir evmiş aslında. Ortadoks olan keşişin ölümünden sonra, onun adıyla anılan Aya Spridon Manastırı ve Terk-i Dünya adı verilen kilise yapılmış.

Mavromatis Köşkü: Refah Şehitleri Caddesi'nde bulunan, 19.yüzyılda yapılan ve 1934 yılında İsmet İnönü'nün evi olan köşkte, Atatürk de bir süre kalmış. Şu an müze olarak kullanılıyor ve Heybeliada'da jenaratör, ilk olarak bu köşkte kullanılmış. Yine bu cadde üzerinde bulunan ünlü edebiyatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın evi de görülmeye değer.

Kayıkhane: Kayıkhane, adanın en nefis manzarasına sahip olan yolu. Heybeliada Su Sporları Kulübü de burada. Kulüpte, su topu, yüzme ve yelken sporları yapılıyor ve Heybeli'ye sık gelmeyi düşünüyorsanız, dışarıdan da üye olabiliyorsunuz.

Değirmen Burnu: Adını içerisinde bulunan değirmenden alan bu mesire alanı 4.000 kişi kapasiteli ve giriş kişi başı 3.50 TL. Plajı ve piknik alanları çok bakımlı olmamasına rağmen yine de şirin bir yer. İçerisinde piknik masalarının yanısıra, kır gazinosu, manzara seyir tesisleri mevcut.

Gezdik, gördük, acıktık diyenler için, iskelenin hemen önündeki restaurant ve çaybahçelerinin fiyatları da gayet uygun. Mavi Restaurant, Halki Restaurant ve Başak Restaurant en ünlüleri. Yemekten sonra çay yudumlamak isteyenler; Denizatı, İskele, ya da Kardeşler çay bahçelerinden birinde hem çay içip hem tavla atabilirler... Ve son olarak Tadım Dondurmacısı'ndan dondurma yemeden dönmemenizi öneriyorum.
İlk gittiğimizde Mado'da yemiştik dondurma ama ödediğimiz hesap, aldığımız hizmete kat be kat fazla geldi. Bu nedenle, özellikle sakızlı dondurması meşhur Tadım Dondurmacısı'nda dondurma yemenin keyfini sonuna kadar alacağınıza emin olun.

Hadi durmayın gezin, eğlenin... Kahkaha eksik olmasın sohbetlerinizde... Şarkılar aşka gelsin dilinizde... Mehtaba çıkın Heybeli'de...
Yakın etrafı şarkı gazellerle...!

Yazan:
Buket Yemişken

Yorumlar - Yorum Yaz



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret573637
Seyahat Valizi Search
Özel Arama