• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Ağva

İstanbul'da yaşayanların ortak derdi sanırım hem bu şehirden vazgeçememek hem de ilk fırsatta bu şehirden kaçabilmektir. Ne de olsa İstanbul imkânlar, etkinlikler, fırsatlar şehri olmasının yanında zorluklar ve stres şehridir. Yoğun iş hayatı, aile sorumlulukları, şehir aktiviteleri, arkadaşlar, dostlar derken zamansızlıktan bu şehirden kaçmak, kaçabilmek öyle kolay işte değildir hani. Kaçmak için az zamanınız, çoğu zaman sınırlı bütçeniz olur ve taa uzaklara gidebilmek için o meşhur yıllık izinlerinizi beklemek zorunda kalırsınız. Bunun haricinde birde hafta sonu kaçamakları vardır. Daha kolay ulaşılır, daha ekonomik hafta sonu tatilleri. İşte bu  kurtarıcı hafta sonlarında İstanbul'da kaçabileceğiniz nadir yakın yerlerden biri de Ağva dır.

Ağva İstanbul'un Şile ilçesine bağlı bir belde. Ağva, Belde'yi her iki taraftan kuşatan Yeşilçay ve Göksu dereleri ile, İstanbul'a 3 saat uzaklığı, balık tutma imkanı, deniz bisikleti, kano gibi aktiviteleri sunan bir çok tesise sahip olması ve birde bir sahile sahip olması açısından, tatil yapmak açısından son derece uygun gözüküyor.

Bundan 5,6 yıl öncesi idi. İnternet kullanımı da, Ağva da yeni yeni popüler oluyordu o zamanlar. Bendeniz daha o zamanlar bu beldenin büyüsüne kapılıp, ağva adı geçen tüm internet sitelerine bakmış, her türlü tesisini incelemiş idim. İstanbul'a yakın olan tüm tatil beldelerinde olduğu gibi Ağva'da konaklama o zamanlar gerçekten çok pahalı idi. Hafta sonu kişi başı yarım pansiyon konaklama 80 ile 200 arasında değişiyordu. Bu fiyatlar Güneyde ve Ege de bulunan aynı kalitede olabilecek birçok tesisten çok daha fazla. Zaman içinde bu fiyatlar değişti mi? Hayır açıkçası pek değişmedi ama zamanımızda fırsatlar ve rekabet var. Bu sebeple bir çok şeye  normal fiyatının çok daha altına ulaşabiliyoruz. 5,6 yıldır hem ekonomik sebeplerden, hem güzel ülkemizde gezilecek bir sürü yer olmasından hem de zamansızlıktan bir türlü gitmek-görmek nasip olmayan Ağva'ya  gitmek, geçen hafta sonu bir fırsat sayesinde nasip oldu.

Gideceğimiz tesisin adı Club grand becassier. 2011 yılının Şubat ayının 19'unda Cumartesi sabahı 8,30 - 9,00 sularında Şişlideki evimden arkadaşımla birlikte Ağva'ya doğru yola çıkıyoruz. Ağva'ya toplu taşıma araçları ile  gideceğiz ve Üsküdar'dan otobüs olduğunu biliyoruz. Saat 10,00 sularında Üsküdar'a ulaştık. Sırtımızdaki ağır sırt çantaları ile hemen Üsküdar merkezde denilen Şile-Ağva bilet yazıhanesini Harem'e yakın bir yerde  buluyoruz fakat en yakın Şile-Ağva otobüsünün saat 11,00 de olduğunu öğreniyoruz. Ağva'ya bilet fiyatları kişi başı: 11 TL. Tam bu noktada belirtmekte fayda var. Otobüs dediysek, Şile-Ağva otobüsleri bildiğimiz yolcu otobüslerden değil, hatta adı halk otobüsü olmasına rağmen halk otobüsü bile değil. Halk otobüslerinin çok daha minibüse yaklaşan boyutunda, dar koltuklu, son derece rahatsız, 3 saatlik bir yola kesinlikle uygun olmayan, hani Hindistan veya Afrika belgesellerinde minibüs büyüklüğünde yolcu otobüsleri olur ya onları andıran bir otobüs Ağva-Şile otobüsü. Her ne kadar daracık koltuklarda bacaklarımız kollarımız uyuşsa da Şile'ye kadar nispeten rahat geliyoruz. Hatta otobüs Şiledeki yolcuları almak için 15 dakika mola verince ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz ve bacaklarımızı açabileceğimiz için gayet memnun oluyoruz. Esas kabus Şileden sonraki yolda başlıyor. Zaten pek rahat olmayan otobüsümüz öyle virajlı yollardan gidiyor ki içimiz dışımıza çıkıyor. Gerçekten benim gibi yollara, otobüslere çok alışık olan biri için bile bu yol midem açısından pek kaldırabileceğim bir yol değil.

Sonunda Ağva'ya ulaştık. Otobüsten kurtulmuş olmak bana o kadar iyi geliyor ki havanın sisli ve yağmurlu olması bile umurumda değil. Tesisimizi bulup kaydımıza yaptırır yaptırmaz kendimizi dinlenmek için odamıza atıyoruz.

Ağva Grand Becassier

Odalar gayet rahat ve temiz. Üstelik ihtiyaç olabilecek her şey düşünülmüş durumda. Otantik olması açısından gerekli gereksiz pek çok şey ahşap yapılmaya çalışılmış. Birçok şeyin ahşap olmasından mıdır bilemiyorum odadaki aynanın önünde kocaman bir sigara içilmez uyarısı var ve odada küllük bulunmuyor. Sigara kullananlara duyurulur. 1 saat kadar dinlendikten sonra saat 3 sularında Ağva'yı keşfe hazırız. Resepsiyona nereleri  gezebileceğimizi soruyoruz ve bize Ağva merkeze gidebilirsiniz diyorlar. İnternetten okuduğum yazılardan bir sürü yürüyüş yolu, şelale, mağara görebileceğimi düşünerek gittiğim Ağva'da bu kadar kısa bir cevap alınca  tatmin olmuyorum ve aklıma ilk gelen yeri, sahili soruyorum. Onlar da bana sahil de Ağva merkezde diyorlar. Artık yolda keşfederiz diyerek düşüyoruz yollara.

Ağva Yolu

Çıktığımız yol bir tarafında tepeler, bir tarafında tesisler olan, bol bol arabanın geçtiği, yağmur yağdığından mütevellit çamurlu bir tali yol. Benim düşündüğüm gibi öyle dere kenarından bir yürüyüş yolu yok. Dere kenarına ancak tesislerden ve bazen de ara sokaklardan ulaşabiliyorsunuz. Yolda tek katlı, güzel mimarisi olan, eski, yeni birçok ev görüyoruz. Ağva'da bunların çoğu turistik tesis haline getirilmiş.

Ağva Evleri  

Ağva Evleri

Zaman zaman tesislerin arasında kalan arazilerden Göksu deresini görüyoruz. Derenin rengi gerçekten çok güzel ve insanı kendine çekiyor ama hava yağmurlu olduğundan, Göksu deresinde kano, tekne veya deniz bisikletine binmeye kalkışmıyoruz. Oysa bunlar hepsi tesisin ücretsiz sunduğu imkanlardan. Tesislerdeki tekne, kano ve deniz bisikletlerinden başka bunları kiralayabileceğiniz de birçok yer var Ağvada.

Göksu Deresi Deniz Bisikleti

Yaklaşık 1 km yürüdükten sonra yolun sol tarafından artık Göksu deresini değil de Ağva sahilini ve dalgalı denizini görmeye başlıyoruz. O anda dalgalar ve sahil bizi ne kadar çekerse çeksin biraz daha devam edip Ağva  merkeze ulaşmalıyız. Çünkü Pazar günü otobüslerde yer kalmadığını ve bugünden bilet almamız gerektiğini bize hatırlatan otobüs şoförümüzü dinleyip bilet almalıyız. Ağva merkez Türkiye’deki kasabalarda, beldelerde  görebileceğiniz klasik bir belde merkezi. Yazın daha güzel midir bilemiyorum ama biz gittiğimizde hiçbir albenisi olmayan gayet sıradan bir yer idi.

Ağva Merkez

Merkezde birçok gözlemeci, restoranlar, postane, banka, ayrıca balıkçı teknelerinin demirlediği Ağva limanı bulunuyor ve su kenarı boyunca Büyük adada olduğu gibi Restoranlar var. Çok daha dökük halde olanlar demek  daha doğru olacak.

Ağva Liman

Merkezde işlerimizi hallettikten sonra Ağva sahile geri dönüyoruz. Zaten Merkezden 5 dakika yürüdüğünüz zaman Ağva sahile varabiliyorsunuz.

Ağva Sahil

Ağva'nın sahili biraz Şile ve Kilyos sahilini andıran Karadeniz'e has dalgalı bir denize sahip. Etrafındaki deniz feneri, dalga kıranlar ve puslu dağlar ile oldukça fantastik bir görünüme sahip. Sahil tamamen kum ve oldukça geniş. Burada Ağva'da geçirdiğimiz en harika dakikaları geçiriyoruz. Sahilde, deniz fenerine çıkan kayalıklı yolda yürümek, kayalara vurarak patlayan deli dalgaları seyretmek ve fotoğraflamak Ağva'da yaptığımız en keyifli iş oldu. Burada çektiğimiz fotoğrafların tümünü Ağva fotoğraf galerimizde görebilirsiniz.

Ağva Deniz Feneri

Daha sonra hem havanın kararması hem malum yolculuğumuzdan sonra yorgunluğumuzdan hem de bu saatten sonra görecek pek bir şey kalmadığından tesisimize geri dönüyoruz. Döndüğümüzde saat epey ilerlemiş olduğundan 1 saat geçmeden yemek saati geliyor ve tesisin Göksu deresi kenarından yer alan güzel restoranına geçiyoruz. Yemek açık büfe ama öyle çok fazla seçenek yok. Herkesin sevebileceği 2 ana yemek, çeşitli zeytinyağlılardan ve salatalardan oluşan basit ama lezzetli bir menüsü var. Yemekler basit olabilir ama çevrede bu yemekleri yiyen insanlar gayet şık ve hoş görünüşlü insanlar. En önemlisi de fonda harika müzikler  çalıyor. Keyifle yemeğimizi yiyip biz dinlenmek için odamıza çekilirken tesiste kalan diğer konuklar cumartesi akşamı düzenlenen canlı müzik etkinliğine katılmak için bar'a geçiyorlar.

Ağva'da kaldığımız tek gece İstanbul'da hiç ısınmadığımız kadar sıcak geçiyor. Tesistekiler misafirleri üşütmemeye epey kararlı. Sabah yine akşamkine benzer bir açık büfe kahvaltı ettikten sonra biraz dışarı çıkıp dere kenarında vakit geçirmek istiyoruz ama ne mümkün yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor ve hava çok soğuk. Ayrıca hava bu kadar soğuk olduğu için methini pek duyduğumuz Saklıgöl civarındaki ormanlarda yürümek, koyları ve halk dilinde kız kalesi kalıntılarını görebileceğimiz bir tekne turuna çıkmak, derede kano veya deniz bisikletine binip keyif yapmak, Gürlek mağarasını görmek, şelale keşfine çıkmak maalesef mümkün olmuyor. 

Ağva Grand Becassier

Bu yüzdendir ki Ağva'ya gidecekseniz kesinlikle bahar ve yaz aylarını tercih etmelisiniz. Bir ihtimal sonbahar bile olabilir ama bizim gibi kışın ortasında gidip yaşanabileceklerin sadece %10 unun yaşabilmek için o virajlı yolu çekmeyin.

Günümüzün geri kalan kısmını Limanda bir yerlerde balık yiyerek ve çevredeki balıkçılarla sohbet ederek geçirdikten sonra rahatsız halk otobüsümüze binip İstanbul'a doğru yola çıkıyor ve akşamın ilerleyen saatlerinde yorgun, argın ve otobüste sıkışmış olarak evlerimize varıyoruz... 

Ağva gezimize ait tüm fotoğrafları görmek için tıklayınız. 

Yorumlar - Yorum Yaz



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret573637
Seyahat Valizi Search
Özel Arama