• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Japonya yazıları sayfasına dönmek için tıklayınız.

Japon Müziği

Geçtiğimiz hafta Minoh’daki bir tapınağın düzenlediği bir festivale katıldım. Tapınaktaki amcaların böceklere karşı kayda değer bir hassasiyetleri vardı. Hasat sırasında tarladaki böcekleri yerlerinden ettikleri, hatta öldürdükleri için (vahşi insanlar!!), ortalığa sebze meyve bırakıyorlar. “Oraya koyduğun o elmanın kilosu kaça sen biliyor musun!”, “Şu güzelim patlıcanları közle de bi salata yapalım…” falan diyemiyosun tabi orda; son derece saygılı bir şekilde başını sallayıp “hımmmmm…” demekle yetiniyorsun.
Neyse, böcekleri ve amcaları rahatsız etmeden baş başa bırakıp festivala karıştık. Festival dediysem öyle büyük bir şey diil, tapınak da festival de böcekler kadar küçük… Ama önemli olan boyu değil işlevi deyişinin bir kez daha kanıtlamanın haklı gururunu yaşıyorum! Katıldığım iki adet çay seromonisi ile ilgili detayları bir sonraki yazıya bırakıp asıl mühim olan konuya geçiyorum; küçük bir sahnede sergilenen geleneksel Japon müziği. En son beni başından kolumdan sürüklemek suretiyle aldıklarını hatırlıyorum çünkü hakkaten son derece güzel ve bir o kadar ilginçti. Japon teyzelerin 3, Japon amcaların 1 çeşit müzik aletleri var. Bu işte cinsiyet ne kadar önemli bilmiyorum ama sanki enstrümanlar kadınlar ve erkekler arasında paylaşılmış gibi bir hisse kapıldım.
Erkekler bizim ney’in bambudan yapılanını çalıyorlar – okuyanlar bunu Kyoto terminalin terasındaki konserden hatırlarlar. Aletin ismi Shakuhachi; shaku geleneksel bir Japon ölçü birimi – 30 cm’e denk geliyor, Hachi ise 8 demek – 8 delik manasında. Tabi kamışla bambu arasındaki yarıçaplarının karelerinin farkını π ile çarparsanız neyle shakuhachi arasındaki ses farkı konusunda bir fikriniz olabilir. Bu aletin sesi çalanına göre değişmekle birlikte düdükten blok flüte, yan flütten kavala kadar birçok saza benzetilebilir.

Shakuhachi

Hatun kişiler ise genelde mızraplı çalgılarla meşk ediyorlar. Bulardan biri biwa diye armuta benzeyen bir meyvenin adını verdikleri, bizim udun göbeksizi olan bir saz. Sesinin ve tutuşunun uda benzemediğini söyleyebilirim. Bir diğeri kare bir tekneye takılmış bir saptan oluşuyor, adı Shamisen. Öyle bir sazın yaylı olmasını beklerdim aslında ama yelpazeye benzeyen bir pena kullanıyorlar. En sona favorimi sakladım, kanun. Koto adını veriyorlar, yatay, mızraplı bir saz. Sesini pek sevdim, kanundan daha tok, daha sakin bir şey. Kullandıkları penalar fildişinden yapılıyor. Onun için bütün sazların sesleri biraz metalik.
 
Koto ve Shamisen
 
Velhasıl-ı kelam, birsürü Japon sazı ile birlikte geleneksel Japon müziği ile tanışmış ve kendisini pek sevmiş bulunuyorum, hayırlı uğurlu olsun.



0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret580865
Seyahat Valizi Search
Özel Arama