• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Japonya yazıları sayfasına dönmek için tıklayınız.

Universal Studios Japan

Harikaydı, mükemmeldi, şahaneydi!!!

Ey Universal studios’a gitmeyi düşünen okuyucu, erken git, az ye, çok gez!!!
Efendim Japonya’daki Amerika’yı ziyaret etmiş bulunuyorum. Kocaman bir alan, içinde envai çeşit film ve çizgi film olan bir dünya, küçük bir Amerika… Çok iyi düşünülmüş ve bir o kadar iyi işletilen bir eğlence merkezi ile tanışma şerefine eriştim. Pazar günü, en turist halimizle, ben, Arnavutluk’tan bir ve Moğolistan’dan iki arkadaşım neymiş bakalım şu Universal Studios dedikleri şey diyerek yola düştük. Yaklaşık 1–1,5 saatlik bir yolculuğun ardından mucizeler şehrinin kapısındaydık. Önce dükkalara bakalım diye yarım saat içinde buluşmak üzere ayrıldık. Bu sırada ben bir adet eski oyuncaklar müzesi buldum. Aç ayı eğlenemez diyerek bir münasip Mc Donald’s bulup karnımızı doyurduktan sonra önce ne yapmalı, nereye gitmeli, burası neresi şaşkınlığına kendimizi bıraktık. Maalesef ki şapşallığımız yaklaşık 2 saat sürdü ve ilk 2 saatte oraya buraya bakıp fotoğraf çekmek dışında bir şey yapamadık.
Bizi kendimize ilk getiren attraksiyon JAWS filmini yad etmek üzere hazırlanmış, içinde maket olduğunu hiç çaktırmayacak kalitede maket bir (hatta farklı yerlerde birkaç) köpekbalığının olduğu gölde yaptığımız tur oldu. Tekneye binip sevimli kaptanın sevimli Japoncasından hiçbir şey anlamayarak ilerlemeye başladık. Tam sırıta sırıta kaptana bakıyorduk ki Jaws bir tarafımızdan fırladı ve kaptan yanındaki silahı kaptığı gibi ona ateş etmeye başladı. Karanlık kayıkhanelerde köpek balığı saldırısına uğradık ama kahraman kaptan bizi kurtardı. Yolculuğun sonunda da Jaws’ın hakkından başarıyla geldik ve tekneden kaptanı alkışlayarak indik. Gösterinin tadı damağımızda simdi ne yapsak diye haritamıza saldırdık ve soluğu Jurassic Park’ta aldık.

Japonya Universal Studios Jaws gezimizin kısa videosunu izlemek için tıklayınız.

 
Universal Studios Japan Jaws

Hazırlanan kocaman orman ve yine kalitede hiçbir şekilde kusur göstermeyen dinozor maketlerinin arasından, suyun içine kurulmuş rayların üzerinde ilerleyen tekne ile gezmeye başladık. Her şey son derece sakin ilerliyordu, ilk başlarda yaratmaya çalıştıkları gerilim çok fazla değildi sanırım. Bu teknede kaptan da olmadığı için birbirimizle sohbet ede ede dinozorları seyrettik. Sonra karanlık, filmde saldırıya uğrayan araştırma merkezinin bir kopyası olan bir tünele girdik. Tünelin sonunda en büyük dinozor çıktı karşımıza. Tam ağzımızı açmış ona bakıyorduk ki dinozor da ağzını açıp bize saldırdı. Tekneyi yutmasına 5 metre kala birdenbire kendimizi aşağıya, karanlığa düşerken bulduk. Çığlık kıyamet tünelin sonunu gördük ve suya sert bir iniş yaptık. Kesinlikle çok iyi düşünülmüş bir adrenalin bombasıydı. Ağzımız kulaklarımızda, ilk şapşallığın etkisinden iyice kurtulmuş bir şekilde “Geleceğe Dönüş” sürüşüne doğru ilerledik - ki kendisi benim en sevdiğim filmlerden biri olur.

Günün en etkileyici, en mükemmel, en başarılı aksiyonu buydu bence. Çok iyi hazırlanmış, teknoloji harikası bir simülasyon. Geleceğe Dönüşte zaman yolculuğu için kullanılan arabanın bir kopyasına bindik. Önümüzdeki garaj kapısı karanlığa açıldı ve görmememiz gereken şeyleri görmememiz için gözümüze sahne dumanı sıkıldı. Araba hareket etti ve kendimizi gelecekte, uçan arabaların olduğu zamanda bulduk. Son derece hızlı bir şekilde binaların aralarında geçtik, bir sürü kaza tehlikesi atlattık ve en sonunda bir tabelaya çarptık (hakkaten gerçek gibiydi!!!). araba biraz daha hızlandı ve parlak ışıklar arasında bulunduğumuz zamanı değiştirdik. Geçmişe, dinozorların olduğu devre gittik. Bir dinozor tarafından yendik, sonra geri tükürüldük, üzerimize büyük kayalar düştü, ucuz atlattık ve daha da geriye, daha yer kabuğunun donmadığı zamana geçtik. Mükemmel manzaralar ve bol miktarda heyecandan sonra arabamız durdu ve ilk başladığımız yerde bulduk kendimizi. Ama hepimiz yolculuğun sonunda gerçekten afallamış ve kendi gerçekliğimizden birkaç saniye için de olsa uzaklaşmıştık. Kimse elini kapıya götürüp de arabadan inemedi bir an. Tek kelime ile mükemmeldi! Bu heyecanın üzerine nereye gitsem beğenmem ama gelmişken sonuna kadar gezmek lazım diye ET stüdyosuna doğru koşmaya başladık. Koştuk, zira mekânın kapanmasına 2 saat kalmıştı ve her bir aksiyon, ortalama 45–50 dakika bekleme ve 5–15 dakika gösteri olmak üzere en az 1 saatimizi alıyordu.

Universal Studios Japan ET Planet

ET stüdyosunun girişinde isimlerimizi sorup bize ET gezegenine giriş için birer pasaport verdiler. Pasaportlarımızı göstererek ET’nin bindiği gibi olmasa da bisiklet selesine benzetilmiş koltukları ve önünde sepeti olan bir araca binip yolculuğa başladık. ET’nin ormanda aranmasına tanık olduk ve bisikletimizle şehrin üzerine havalandık, ayın önünden geçtik. Gölgelerimiz ayın üzerine düştü. Sonra kendimizi ET’nin gezegeninde bulduk. Pek güzel hazırlanmış, pek sevimli bir yerdi. Yolculuğun sonunda ET bize isimlerimizle hitap edip hoşçakal diyerek el salladı ve gerçek dünyaya geri dönüş yaptık.
Kalan son 1 saatimizi Backdraft’a mı Spider Man’e mi ayırsak ikileminden sonra yanlış seçim yapıp Backdraft’a doğru yol aldık. Bu arada, yolumuzun üzerinde, Neverland sahnesinde Peter Pan gösterisi vardı. Kalabalıktan dolayı bir şey görememek ve gösterinin Japonca olması nedenleri ile çok güzel bir sahne şovu olduğu her halinden belli olan gösteriyi izlemeden hedefimize doğru yol aldık. Günün en anlamsız gösterisini izledikten sonra kapanış saatine 15 dakika kala çıkışa doğru ilerlemeye başladık.
Yol üstünde kurulan sahnede Blues Brothers’ın konseri vardı. Konserin son 3–4 şarkısını büyük bir keyifle izleyip biraz dans ettikten sonra mucizeler şehrinden mutlu, verdiğimiz paranın karşılığını aldığımızdan emin ve tatmin olmuş bir şekilde dışarı çıktık.
İnşallah buraları görmek hepinize nasip olur…

Japonya Universal Studios gezimizin tüm resimlerini görmek için tıklayınız.



0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret596001
Seyahat Valizi Search
Özel Arama