• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Barcelona Gezisi - Kurban Bayramı Tatili

26.11.2009 (Barcelona, Catalunya, La Ramblas, Tapas)

27.11.2009 (Barça, La Ramblas, La Sagra da Familia, Park Güell, Catalonya, Avingudo Diagonal, Gracia)

28.11.2009 (Casa Batllo,  La Pedrera - Casa Mila, Poble Espanyol, Parc de Montjuic, Montjuic kalesi, Port velle, Parc de la Ciutadella – Çağlayan Çeşme, Picasso müzesi, Barri Gotik)

29.11.2009 (Palaça de Jaume, Hospital De La Santa Crue, Barselona Katedrali, Plaça de la Seu, Aquarium, Flâmenko)
30.11.2009 (Mercat Bouqeria Pazarı)

29.11.2009 (Palaça de Jaume, Hospital De La Santa Crue, Barselona Katedrali, Plaça de la Seu, Aquarium, Flâmenko)

Konaklayacağımız son gün bugün, ama olsun yarın da epey vaktimiz olacak hissiyatıyla moralimizi bozmuyoruz. Benim en sevdiğim bölge olan Barri Gotic’e doğru yürüyoruz. Güzel bir kahvaltı ararken maalesef sıradan bir sandviççide ama harika bir sandviç yiyoruz. Off bu memlekette ekmekler bir harika. Bulunduğumuz meydanın adı Palaça de Jaume.
Bugünkü planımız şu meşhur 600 yıllık geçmişi olan Hospital De La Santa Crue’yu görmek (hani ilk gün gidememiştik ya). Hastanenin bahçesi ve avlusu tadilatta olduğundan kısa bir gezinti yapabiliyoruz zaten içeri giremiyoruz. Ancak modernista akımının bir ürünü olan bu bina gerçekten bir harika. Dış cephesinde mozaikten Hıristiyan figürlerini görüyorsunuz, kulesi de pek bir heybetli. Görüp görebileceğimizin bu kadar olduğuna karar verip birkaç fotoğraf çekiminden sonra metro’ya binip (Bus Turistica’mız 2 günlüktü ve dün bittiği için bundan sonra toplu taşıma araçlarıyla yolumuza devam ediyoruz) Jaume’ye dönüyoruz. Çok eski olduğu belli olan bir pastane çıkıyor karşımıza, La Calmena. Görüntüsü ve vitrini beni içeri çekiyor. İnanılır gibi değil, pastanenin içerisinde bizim bankalarda kullandığımız sıra numarası makinesinden numara alarak alışveriş yapılıyor!  İçerisinin kalabalık olmasına rağmen sıra çabuk geliyor neyse ki. Sinem tiramisu alırken ben Musica ismini koydukları disk şeklinde yuvarlak bitter çikolata (sütlü çikolatalı olanı da var) ve içerisinde-üzerinde üzüm, ceviz, fındık, portakal, fıstık bulunan “aşurevari” bir tatlı alıyorum. Hatta bu satırları yazdığım sırada onu yiyorum ve kendimden geçiyorum!
Pastanden çıkıp yine Barri Gotic sokaklarına dönüyoruz. Yine el rehberimizden okuduğum Fira Artesana Plaça del Pi adlı peynir dükkânını arıyoruz. Bulduğumuzda görüyoruz ki saat 14:00 ve dükkan kapanıyor, bizim saatimiz ise 14:10! Gel de çıldırma. Bu adamların çalışma saatleri gerçekten garip. Siesta siesta bu kadar mı olur.
Neyse sakinleşip bir sonraki rotamız olan Barselona Katedrali’ni görmeye gidiyoruz. Bazı kısımlarının yapımı 6.yy’a dayanan bu ihtişamlı katedralde bugün ayin var, Pazar gelmekle iyi yapmışız. Hıristiyanlar mum yakarlar ya katedralin büyüklüğünden midir nedir, bu olaya da farklı bir çözüm getirmişler, 1 € atıyorsunuz ve mum şekli verilmiş lamba sizin için yanıyor  Bana ruhsuz geliyor bu durum açıkçası. Katedralin ön kapısından dışına çıktığımızda meydanda (Plaça de la Seu) Christmas pazarının kurulmuş olduğunu görüyoruz, tezgahlarda yılbaşı süsleri. Başka bir köşede sokak çalgıları diyebileceğim bir topluluk eğleniyor. Belli ki çalınan müzik bilindik, yerel halk elele tutuşarak bir halka oluşturmuş dans ediyorlar. Bu dansın adı sardanes. Devam edip ara sokaklara dalıyoruz. Sokaklarda bol miktarda küçük butiklerle karşılaşmak mümkün. Bunlardan biri beni çekince dalıyoruz içeri. Benim gittiğim her yeni yerden bir kıyafet edinme gibi bir keyfim olduğundan gözüm buna layık bir şeyler arıyor. Ben 50€’ya aldığım kısa bir monta aşık oluyorum, Sinem ise siyah çok şık bir bluz buluyor kendisine 75€’ya. Satıcı kadın bize Barselona’da alışverişin gizemlerini açıklıyor ve diyor ki “bakmayın diğer insanların uydurmalarına, İspanya’nın tekstilde kendi ürettiği hiçbir şeyi yoktur” Bazen illa ki Katalan modasına dair şeyler arayan müşterilere öyle bir şey olmadığını söylediğinde müşteriler bunu duymak yerine yalan duymayı tercih ediyorlarmış. Türk olduğumuzu öğrenince zaten birçok kıyafetin Türkiye’den, Çin’den geldiğini anlatıyor. Bu butikteki ürünler ise İtalya’dan geliyormuş. Dolayısıyla biz de İspanya’dan almış olsak da aslında İtalyan ürünler satın almış oluyoruz, olsun güzel şeyler satın aldık ya. Çıkışta biraz daha ilerleyerek La Rambla’ya varıyoruz. Hedefimiz adını gelmeden önce çok duyduğumuz sebze-meyve sabit pazarı. Ancak varınca acı gerçeği öğreniyoruz ki Pazar günleri kapalıymış. Yarın sabah ilk iş buraya gelmeye karar verip acıkan midemizin sesine kulak veriyoruz ve tavsiye üzerine yapılacaklar listemize aldığımız bulvar üzerinde bulunan Vienna adlı kafeye gidiyoruz. U şeklindeki barın etrafındaki taburelere oturuyorsunuz burada. Ben etli hamburger’e benzeyen bir yemek sipariş ediyorum. Sinem ise uzun sandviç ekmeğinin arasında köfteye benzer bir şey istiyor. Yanına da birer bira… Yediklerimiz o kadar ama o kadar lezzetli ki Barselona’da yediğimiz en lezzetli yemeğimiz olarak kayıtlara geçiyor! Ben yerken aynı zamanda da biraz yazıyorum. O kadar keyif alıyorum ki bulunduğum yerden kalkasım gelmiyor. Neticede kalkınca La Rambla üzerinde sahile doğru ilerliyoruz. Bu akşamki planımız Flâmenko gösterisine gitmek. Önce bulvar üzerinde de satılan (ki bu bulvarda hemen hemen her mekana girişin biletini satan satıcılarla karşılaşmak mümkün) biletlerden almak üzere Opera y Flamenco salonunun gişesine gidiyoruz ve 35’er € dan biletlerimizi alıyoruz. Başka mekanlar da var elbette yemek yerken Flamenko seyretmeye gidebileceğiniz. Biletlerimizi aldıktan sonra sahildeki Aquarium’a gitmek için Villa Port’a iniyoruz. Bu sırada La Rambla Bulvarı üzerinde tezgâh açmış sokak sanatçılarının fotoğraflarını çekiyoruz, kendilerini boyayıp şekilden şekle giren ilginizi hak eden bu görsel eğlence için önlerindeki tabaklara 1€ bırakmanız yeterli.

La Rambla Bulvarı

Ben hatıra olsun diye küçük bir yağlı boya alıyorum Casa Battlo’yu resmeden. Bir tane de kertenkele resmi alıp ikisine toplam 25€ ödüyoruz. Sahile vardığımızda Christoph Colomb heykeli karşılıyor bizi yüzü denize dönük eli batıyı işaret ediyor.

Christoph Colomb heykeli

 
Christoph Colomb heykeli

Aquarium’a varıyoruz (girişi 16€). İçeride çeşitli balıklar hatta köpekbalıkları var ama bu ücrete bu mekan bence yetersiz. Eğer başka yerlerde bu tarz akvaryumlar gezdiyseniz buraya girmeyebilirsiniz. Turlayıp çıkıyoruz. Hemen arkasındaki alışveriş merkezi Maremagnum’da biraz vitrin bakıp oturup dinleniyoruz ve kahve içiyoruz. Yeni hedefimiz deniz şehri olan Barselona’nın limanında güzel bir balık keyfi yapmak. Etrafı dolaşınca görüyoruz ki bu akşamki Barselona-Madrid maçı nedeniyle tüm mekânlar tıklım tıklım dolu. Sokakların tenhalığının yağan yağmur ve soğuk havadan olmadığını anlamış bulunuyoruz.  Flâmenko’muza 2,5 saat kalmış, otele yürüyüp biraz dinleniyoruz. Sonra çıkıp operaya ulaşıyoruz, hepsi yürüme mesafesi, harika! Burada konaklamakla iyi yaptığımızı anlıyoruz bir kez daha. 1 saat 15 dk kadar süren Flâmenko gösterimiz son derece tutkulu aşk dolu bir dans ve operadan oluşuyor. Yalnız kadıncağız birkaç defa kıyafet değiştirse de insanın gözü kan kırmızısı bir elbise arıyor ama maalesef hevesimiz kursağımızda kalıyor. Bir de opera söyleyen çiftin yaşlarını pek uyumlu bulmuyoruz. Ama bu akşamın bizde bıraktığı tad güzel. Sıra geldi balık keyfimize. El rehberimizden bulduğumuz bulvar üzerindeki Katalan ve Akdeniz mutfağından oluşan Egipte’ye gidiyoruz. Yediğim kalamar şimdiye dek yediklerimin kesinlikle en iyisi! Yanında sadece limon dilimiyle servis ediliyor, tarator sos filan yok. Çıtır çıtır harika! Deniz mahsulü salatası da yediğim buğulama balık da tam bir lezzet şöleni oldu bana. Ekmeklerin ne kadar güzel olduğunu tekrarlamama gerek yok sanırım.

Barcelona - Balık Yemeği

Yemek sonrası bir türlü yapamadığımız gecelere akma planımızı gerçekleştirmek üzere dışarı atıyoruz kendimizi. Nou de la Rambla’nın hemen başında bulunan Guru adlı bir kulübe giriyoruz. R&B tarzı müzik çaldığı için beni pek açmıyor maalesef. Buradan sonraki durağımız Jamboree adlı meşhur bir kulüp oluyor. Burayı tuttum gayet eğlenilebilir bir mekan, giriş ücreti var Guru’dan farklı olarak, 7€ kadar. Gece saat 3:30 sularında otelimize dönüyoruz ve bu çok keyifli gün ve gecemizi sonlandırıyoruz.

Yazan: Gözde ERŞAHİN



0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam82
Toplam Ziyaret587052
Seyahat Valizi Search
Özel Arama