• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Sizlerle bu yazımızda, çoğumuzun yurtiçi kültür turları seçeneklerinde karşılamış olabileceği klasik bir Ege – Akdeniz kültür turunda kayıt aşamasından sonuna kadar neler yaşadığımızı paylaşacağız. Gezimizi anlatırken tur şirketlerinin isimlerini de belirtmek istiyoruz ki; tam ve gerçek bilgiye ulaşabilesiniz.
 Ege-Akdeniz turumuzun rotasını harita'da çizilmiş olarak incelemek için tıklayınız.
 Tur Şirketi Seçimi:
 Tur Hizmet Sözleşmesi ve o Madde:
 Heyecanlı bekleyiş ve Hayal Kırıklığı:
 Son Günler, Tur Değişikliği ve Rahatlama:
 Valiz hazırlıkları:
 Otobüse Biniş ve İlk Bakış:
 Yaş Ortalaması:
 Oturma Düzeni:

 1.GÜN (Cuma Akşamı ve Cumartesi): İlk Gece, İlk Sabah, İlk gün, İlk Akşam:
 Şirince:
 Meryem Ana Evi:
 15 Ağustos, Meryem Ana’nın Göğe Alınması Bayramı:
 Apollon Tapınağı:
 Didim Apollon Tapınağı:
 Aqua Park:
 Bafa gölü:
 Bafa Gölü Tabiat Parkı:
 Bodrum Göltürkbükü Beliz Hotel’e Varış:
 Halikarnas Disco:

 2.GÜN (Pazar):
 Bodrum Tekne Turu:
 Bodrum Çarşısı ve Barlar Sokağı:

 3.GÜN (Pazartesi):
 Gökova Körfezi:
 Sedir Adası ( Kleopatra Plajı):
 Şadan Gökovalı ile Karşılaşma:
 Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı Kimdir?
 Şadan Gökovalı Kimdir?
 Azmak Çayı:
 Marmaris Aşıklar Yolu:

 4.GÜN (Salı):
 Kayaköy:
 Ölü Deniz:

 Dalyan Tekne Turu:

 (Dalyan Kanalı Tekne Turu, Caretta Caretta Kaplumbağalar, Telmossos, Kral Mezarları, İztuzu Plajı)


 5.GÜN (Çarşamba):
 Yamaç Paraşütü:

 12 Adalar Turu:

 (Kızıl Ada, Cleopatra Hamamı, Göbün Koyu, Tavşan, Yassıcılar, Domuz ve Şövalye Adaları)


 6. GÜN (Perşembe):
 Saklıkent Kanyonu:

Bugün ilk durağımız Saklıkent Kanyonu. Saklıkent kanyonunun bütün gezi programı içinde çok özel bir yeri var benim için. Geçen yılda buraya gelmeye niyet etmiştim ama kanyonda çıkan bir yangın sonucunda o zaman kısmet olmamıştı.

Saklıkent Kanyonu
Bence kanyonlar görebileceğiniz bütün doğa harikalarından çok farklılar. Bir kere nadir bulunuyorlar ve birçok doğa olayını bir arada bulundurabiliyorlar. Aslında kanyonlar bildiğiniz iki dağ arasında oluşmuş yarıklardan başka bir şey değil ama dağlardan akan sular ve bu suların içerikleri ile o kadar ilginç kaya oluşumları meydana geliyor ki hayran kalıyorsunuz. Ayrıca sanırım çoğu zaman zor keşfedilen ve zor ulaşılan bölgeler olduğundan oldukça gizemli. Mesela Saklıkent Kanyonu bundan sadece 20 yıl önce tesadüfen bir çoban tarafından keşfedilmiş. Kanyon 14 Kilometre uzunluğunda ama bunun sadece bir bölümüne ulaşılabilmiş.

 Saklıkent Kanyonu

Saklıkent Kanyon’unun bir bölümü yürüyüş için uygun ama bir bölümden sonra cidden zorlu bir yürüyüşe dönüşüyor. Her şeyden önce çok ileriye devam etmeniz için usta bir dağcı olmanız, tırmanış için gerekli aletlerinizin olması ve düşen taşlardan korunmak için kask takmanız gerekmektedir. Yine de tüm bunlar gözünüzü korkutmasın. Sizde ıslanmaktan korkmuyor, yürüyemeye üşenmiyor ve ufak tırmanışları gayet kolay gerçekleştirebiliyorsanız kanyonun önemli bir kısmında yürüyüş yapabilir ve birçok doğa harikası görebilirsiniz.

Saklıkent Kanyonu
Öncelikle kanyonun girişinde sol tarafa dayalı tahtadan bir yürüyüş yoluyla başladık gezimize. Burada yol çok kısa ama biz yanımızda akan suyun rengine, ufak çağlayanlara,  dağların muhteşem manzarasına ve doğasına bakarken çoğu zaman ağzımız bir karış açık bakakaldık. Hem doya doya bakmak istiyoruz, hem de her gördüğümüzü fotoğraflamak. Rehberimiz ilerlememiz için bizi uyarmasa sanırım uzun bir sürede burada kalırdık. Bu tahta köprü bittikten sonra bir açıklığa vardık. Ağaçların arasında çok az güneş gören, her yanınızdan buz gibi suların hızla aktığı çok gizemli ve büyüleyici bir yer burası.

Saklıkent Kanyonu
Bir süre de burada vakit geçirdikten sonra sıra ıslanmaya geliyor. Saklıkent Kanyonunda yürürken çoğu zaman su ayak bileklerinize bile gelmiyor ama önce oraya girebilmek lazım ve gireceğimiz yer hızla akan bir derenin içi olduğundan su çağlayarak geliyor. El mahkûm üzerimizdeki şortu bile kıvırıyor ve bele kadar gelen buz gibi suya bırakıyoruz kendimizi. Su gerçekten buz gibi ama siz siz olun sakın bu suya yenilip geri dönmeyin. İlerideki harikaları görmek için tek yapmanız gereken düşmeden taştan taşa sekerek 5 metre kadar ilerlemek. Ondan sonra su seviyesi ancak ayak bileklerinize geliyor ve size de suyun soğukluğunu hissetmek değil, doğa harikalarını gözlemlemek kalıyor.
Biz Saklıkent Kanyonunda rehberlerimizin izin verdiği ölçüde ilerleyebildik. Olsa olsa 3 kilometre ancak gidebilmişizdir. Zaten bundan sonrasının yolların daraldığı bölgeler olduğunu biliyoruz ve geri dönen bazı yürüyüşçüler bize taşların düştüğünü söylüyorlar. Bizde donanımsız ve hazırlıksız sade turistler olarak aynı yoldan geri dönüyoruz.

Saklıkent Kanyonu
Saklıkent Kanyonunun tümünü keşfetmek ve sizlerle paylaşmak başka bir bahara kalıyor şimdilik.
Kanyonun girişinde hediyelik eşyalar satan ufak, şirin bir çarşı ve dere üstünde bir şeyler içebileceğiniz kafeler var. O kadar soğuk sudan sonra burada içtiğimiz kahveler bize çok güzel geliyor. Üstelik sadece soğuk su da değil kanyonun içi oldukça serin olduğundan biraz üşümüşüz de. Ağustosun ortasında üşümek gerçekten ilginç bir duygu. İşte bu noktada üzerinde bulunan ıslak eşyaları değiştirmek iyi bir fikir.

 Xanthos Antik Şehri:
 Kaputaj Plajı:
 Kaş:
 Kekova ve Batık Şehir:

 7. GÜN (Cuma):
 Side Çarşısı ve Apollon Tapınağı:
 Köprülü Kanyon Rafting:

 8.GÜN (Cumartesi – Son Gün):
 Antalya Kaleiçi:
 Düden Şelalesi:
 Kurşunlu Şelalesi:
 İnsuyu Mağarası:



0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret596001
Seyahat Valizi Search
Özel Arama