• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Japonya yazıları sayfasına dönmek için tıklayınız.

Osaka – Kyoto Otobüs Turu

Sabah 9’da başlayıp akşam 6.30’da biten, tadı damaklarda bir gezi yaptık.
Geziye Osaka Kalesini ziyaret ederek başladık. Kale deyince bizdeki taş yığınları gibi bir şey anlamamak lazım, tam bir sanat eseri – ama sadece uzaktan bakınca! Kale dışarıdan geçmiş zamanlardan kalma müthiş bir görkem abidesi gibi görünse de, içeriden teknolojik oyuncaklarla doldurulmuş bir dört duvardan başka bir şey değil. Adamlar saygı duyulacak bir teknoloji kullanıp güzel bir müze yapmışlar ama bu müzenin içinde geçmişten kalan tek şey duvarlar! Teknoloji – pardon müze – kısmı ise eski devirlerde yaşanan kültürü gösteren hologramlardan oluşuyor. Kalenin içinin bu kadar boş olmasının nedeni zamanında kullanılma amacının düşmanları korkutmak ve onlara gösteriş yapmak olmasıymış. İmparatorlar şehrin daha içindeki saraylarında yaşıyor, kaleden de gerekli gözetlemeler yapılıyormuş.
 
Osaka Kalesi

Oradan dünya ticaret merkezine yollandık. Rehberimiz buna uçak çarpmayacağı konusunda güvence verdikten sonra içeri girip 53. kata çıktık. 200 küsur metrelik, en üst katında manzara izlenebilecek, camlarla kaplı bir terası ve nazar boncuğu satan bir dükkânı bulunan, güzel bir yer. Hatta terasında düğün bile yapıyorlarmış, terasa çıkan yoldaki düğün organizasyon firmalarından anladım. Bina deprem olduğu zaman rayların üzerinde gidip geliyormuş, güvenlik hat safhada. 
 
Binanın üzerinde kaydığı raylar
Binanın üzerinde kaydığı raylar
          
İzlenilen manzaradaki en ilginç detay ticari liman olarak kullanılan veya halen inşa halinde olan yapay adalar. Küçücük adada 125 milyon insan yaşayınca yaşanacak alanları arttırmaktan başka çareleri kalmamış Japon amcaların…

Yapay Ada

Oradan çıkıp Kyoto’ya gitmek üzere otobüsümüze bindik. Yol boyunca son derece sevimli, kolay görülebilmek için cart kırmızı bir ceket giymiş olan rehberimiz bize Japon kültürü, ekonomisi ve tarihi hakkında son derece turistik haplar verdi. İlk hafta bizi maruz bıraktıkları tanıtım programında üniversitelerden gelen profesörlerin hım hım anlattıkları şeyi son derece renkli ve ilginç bir şekilde anlattı. Buranın yöneticilerine söyleyeceğim; profesörleri bırakıp tur rehberleri ile anlaşsınlar, daha akılda kalıcı olur verdikleri dersler.
Kyoto’da bir Budist, bir de Şinto tapınağına gidilecekti. Kyoto’ya varmadan evvel “Osaka Dome” denilen spor/konser salonunun önünden geçtik. Beysbol maçı olduğu gün sporcular tavanı delmekten korkmasın diye 60 m olan tavan, konser günlerinde akustiği sağlamak için 32 m’ye çekiliyormuş. Bu uzay mekiğinin girişinde öyle bir sensor varmış ki giren izleyicileri sayıyormuş ve içerideki klimaları ona göre az veya çok çalıştırıyormuş, böylece enerji tasarrufu yapıyormuş.

Osaka dome
Osaka dome

Kyoto’ya girdikten sonra, şehirde yaşayan geyşaların bulunduğu Giyon adındaki bir bölgenin önünden geçtik amma geyşa falan göremedik. Ortalık çok turistik olduğundan daha ziyade geceleri ortaya çıkıyormuş teyzeler. Onlarla foto falan çektirmek de mümkün değilmiş ama illa ki istiyorsak geyşa gibi giyinmiş turistik Japonlar mevcutmuş. Ayrıca “Bir Geyşanın Anıları” isimli kitap burada çok meşhurmuş. Yol üzerinde rehberimizden şununla bununla ilgili, ufaklı büyüklü bir sürü bilgi alarak 1,5 saatlik yolculuğu göz açıp kapayıncaya kadar bitirip ilk hedefimiz olan Heyan Şinto Tapınağına geldik. Heyan hem Kyoto’nun eski adıymış, hem de barış ve huzur demekmiş. Tapınakta şansımıza bir evlilik töreni vardı. Töreni göremedim, ancak sonundaki fotoğraf çektirme faslını yakalayabildim lakin ben fotoğraf çekemedim zira makinemin pili bitmişti. Tapınakta gördüğüm bir diğer tören rahibin insanların üzerine yapışan kötü ruhları toz alma püskülü gibi bir şeyle temizlediği törendi. Efenim bu insancağızlar havada sürekli kötü ruhların uçuştuğuna ve gelip üzerlerine aynı bir sineğin yapışkan bir yüzeye yapıştığı gibi yapıştığına inanıyorlarmış, ilginç…
Bir sonraki durağımız Kiyomizu adındaki Budist tapınağıydı. Burası bu güne kadar Japonya’da gördüğüm en güzel yerlerden biri diyebilirim. Şahane bir manzara; kocaman, son derece etkileyici bir bina, hatta binalar grubu… Tapınak, manzarası ve oraya giden yolu ile ünlü. Giderken bizim çıkrıkçılar yokuşu gibi bir bayır tırmanıyorsun ve yol üstünde çoğu hediyelik eşya satan envai çeşit dükkân var. Tapınağın kapısına vardıktan, önünde fotoğraf çektirirken cümle-i Japon’a maymun olduktan sonra (tapınağın kapısında yaklaşık 15 ayrı fotoğraf makinesi ile görüntülenmek üzere 5-6 dakika kadar sırıtarak dikildik) içeri girdik. Tapınağın öncüleri sayılabilecek ufak binalar ve bir çan kulesi geçtikten sonra ana binaya ulaştık. Mekânda şahane bir manzara var, bütün Kyoto ayaklarının altında. Biraz daha şanslı olsaydık hava puslu almazdı ama idare ettik… Bu tapınakta üç farklı çeşmeden akan su ile beslenen bir havuz var. Akan sulardan soldakini içerseniz işinizde çok başarılı oluyorsunuz, ortadakini içerseniz eşinizin gözü sizden başkasını görmüyor ve çok mutlu bir evliliğiniz oluyor, sağdakini içerseniz sağlığınız ömür boyu çok iyi oluyor. İşin en eğlenceli yanı, eğer üçünü birden içerseniz hayatınız boyunca lanetleniyorsunuz. Sonra, burada dikdörtgen, biraz uzunca bir taş var(mış) –maalesef ki ben kaçırmışım bu ayrıntıyı. Eğer üzerinde gözleriniz kapalı düşmeden yürüyebilirseniz aşk hayatınız şahane oluyormuş. Ya ben bunu nasıl görmem, cık cık cık…
 
Kiyomizu tapınağı
Kiyomizu tapınağı

Dilek çeşmesi
Dilek çeşmesi

Neyse, tapınak şahane, manzara şahane ama buradaki insanların dikkatimi çeken ve beni şaşırtan adetleri var. İnsanlar, Buda heykellerin önüne geldikleri zaman ilk önce oradaki büyük çanı çalıyorlar – kapı çalmak babında – ki geldiklerinden haberdar olsun. Şinto tapınaklarında da el çırpıyorlar iki kere (şintoistler eğlenceli insanlar ;) ). Sonracıma, vatandaşlar tanrılarını elerlide oyuncak etmişler. Küçük küçük Buda heykelcikleri var. Bunları, yok efenim telefonumun kenarına takiim, cüzdanımın yanında sallansın gibi bir telaşeleri var – ki hiç anlam veremedim. Beni bırakın, Moğolistan’dan gelen Budist arkadaşlar da hayretler içinde baktılar.
Budist tapınaklarında evlenme törenleri yapılmazmış şintoist tapınaklarında olduğu gibi. Budizm daha melankolik ve hayatın sıkıntılı taraflarını öne çıkartan bir dinmiş. Mesela ölülerin ardından iki aylık törenler yapıyorlarmış geleneksel olarak. Ama artık, modern zamanlarda, bu 2 aylık törenler yerini 1. gün ve 49. günde yapılan buluşmalar halini almış. Şinto dini ise, daha çok hayatın güzel yanları, yaşamın güzellikleri gibi bir temele dayanıyormuş, daha mutluymuş. 
Aynı gün içinde bu kadar çok şeyi görmek herhalde bir trenden diğerine koştururken kesinlikle mümkün olmazdı. Neymiş? Duyuruları sürekli takip edip her türlü gezi fırsatını değerlendirecekmişim.
Osaka Kalesi'nin tüm resimlerini görmek için tıklayınız.

Dünya Ticaret Merkezi'nin tüm resimlerini görmek için tıklayınız.

Kiyomizu Tapınağı ve Heyan Tapınağı'nın tüm resimlerini görmek için tıklayınız.



0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam81
Toplam Ziyaret587051
Seyahat Valizi Search
Özel Arama